ÜYE OL

BLOG

- Otopark Gerçeği

Şehirlerin hızlı gelişmesine rağmen, yerel otoritelerin yeteri kadar otopark yapımına hız verip bu alanda yapısal gelişme-değişim gösteremedikleri söylenebilir. Türkiye gelişiyor, halkın araç edinme isteği artıyor.

Avrupa'da iki kişiden birine, ülkemizde beş kişiden birine araç düşüyor. Yani daha çok araç, kısıtlı yollarımız da parklanma ve seyre hazırlanıyor.

Uygun olmak ve planlaması iyi yapılması halin de, yeşil alan, yüksek gerilim, okul bahçesi, cadde ve meydan altları gibi birçok atıl alan bu amaç için kullanılabilir. İstanbul gibi arazinin az ve pahalı olduğu yerlerde, daha çok zemin altı otoparklar yapılması, üst kısımda, yeşil ve çocuk oyun alanı olarak kullanılmasına imkan sağlar.

Nüfusu yoğun, küçük parsellerin çok olduğu metropoller de bir karış atıl alanın kalmaması ve şehrin ihtiyaçlarına göre koordine edilmesi gerekir.

Etüt ve planlaması iyi yapılmış lokasyonlarda; iki aracın park edeceği yerde iki yüz araçlık silindirik zemin altı, üç dört aracın park edeceği yerde, ‘dönme dolap', combi lift, yarı ve tam otomatik, kule tipinde otoparklar dan 10 ila 70 araç kapasitesi oluşturulabilir.

Budapeşte de Bazilika meydanı altında tam otomatik otoparkta 404, Münih de cadde altına 284, Seul ve Tokyo da 4 aracın park edebileceği alana kule park modeliyle 70 civarında aracı kolaylıkla ve hızlı bir şekilde parklandırabilirsiniz. İşletme maliyetleri de çok düşük.

Viyana kuşatmasın da kışla, şimdi otel olarak kullanılan Viyana da ki Saray'ın bahçesinin yaklaşık on altı metrekarelik kısmının kullanılmasıyla tam otomatik modelle 99 araç, zemin altına rahatlıkla istiflenebilmektedir.

İskandinav ülkelerin de gemiler park alanı olarak da kullanılmaktadır. İhtiyaç olması halinde, Helikopter pisti, kafeterya, sosyal etkinlik salonları, otoparkı olan motorsuz gemiler yapılabilir. Römorkör çekebilir. Afet halinde seyyar hastane görevi de yapabilir.

Ayrıca otoparklara farklı işlevler de yüklenebilir. Tenis kortları, futbol, basket, voleybol gibi sportif amaçlar içinde üstleri kullanılabilir. İç kısımları da tiyatro, sığınak, sergi ve kültürel faaliyetler için planlanabilir.

Stuttgart'ta çevre yolu üstündeki-üst geçit gibi- otopark güneş enerji panelleriyle kendi elektriğini üretmektedir.

Yerel otoriteler otopark ihtiyacını, bütçelerinden karşılayabilecekleri gibi; yap işlet, yap işlet pay ver, hasılat paylaşımı, kiralama gibi modellerle kamu menfaati oluşturabilirler. Maliyetin geri dönüş hızı, yavaş olması durumunda, özel sektörün otopark yapma isteğini teşvik eder tarzda bir uygulama oluşturulabilir. Yapısal düzenlemeler, günün şartlarına göre güncellenip yerli ve yabancı sermaye çok kolay bir şekilde bu alana çekilebilir.

Uygun yerlere otopark yapmak ciddi ihtiyaç olmakla beraber, planlamasını da doğru yapılması gerekir. Otopark yönetiminin, ulaşım politikasının ayrılmaz bir parçası anlayışıyla dizayn edilmesi verimliliği arttırır. P+R-parket-devamet, metro, tramvay ve toplu taşıma alanlarına otopark yapımının, şehir merkezine nazaran daha çok yapılması gerektiği açıktır.

Otoparkçılık artık bir sektördür. Avrupa'da 176 şehir de faaliyet gösteren 250 bin araç kapasiteli ve bir milyonu aşan, büyük otopark şirketleri var. Bu şirketler alanların da küresel oyunculardır. İstanbul‘da otopark işleten yabancı menşeli otopark şirketleri de var.

Türkiye'de özellikle yerel otorite; artan araç sayısına karşılık daha çok yol yapma yerine, otopark mantığını ve ihtiyaçları gözden geçirerek, açık, katlı, yol üstü ve transfer merkezlerinde ki parklanmayı hem mevzuat, hem de disipline etmede geç kalmamalıdır. Londra'da her sokak' ta tabelalar, sizin neyi yapıp yapmayacağınızı net olarak açıklar.

Yönetimler, gelir ve hizmet alanı olarak otopark işletmeciliğin de, hizmeti ön planda tutmaları, şehirde yaşayanlar da şehirde yaşama kültürünü özümsemiş olarak bu sürece katkı sağlamaları, katlanılabilir ve sürdürülebilir bir hayat için vazgeçilmez bir unsurdur.

Kadir Gurbetçi - Haber 7

kadirgurbetci@gmail.com



FaceBookta Paylaş
tl yükle hgs bakiye yükleme